Lape Hastanesi Vitray Projesi: Şefkatin ve Işığın Buluştuğu Mekân
- yadigaratakli
- 25 Ağu
- 2 dakikada okunur

Lape Hastanesi’ne ilk adımımı attığımda, taş duvarlarının ve uzun koridorlarının ötesinde bir sıcaklık hissettim. Burası, sadece bir tedavi yeri değil; şefkatin, merhametin ve insan ruhuna dokunmanın mekânıydı. 1858’de Sultan Abdülmecid’in desteğiyle açılmış, Şevkat Rahibeleri’nin öncülüğünde hayata geçirilmiş bu hastane, özellikle ruh ve sinir hastalıklarıyla ilgileniyor, ama her hastanın yalnız olmadığını hatırlatan bir sıcaklığa sahipti.
Projeye başladığımda ilk işim, hastanenin tarihini ve misyonunu anlamaktı. Şevkat Rahibeleri’nin yaşadıkları, hayata bakışları ve yardım anlayışları bana ilham verdi. Başhekim Metin Şahin ile yaptığım sohbetler, hastanenin vizyonunu, tedavi yaklaşımlarını ve mekânın kullanım amacını öğrenmemi sağladı. Bu bilgiler, vitrayların figürlerini, kompozisyonunu ve renk seçimlerini şekillendirmemde rehber oldu.
Vitraylarda öne çıkan iki ana figür vardı: Aziz Saint Vincent de Paul ve Azize Louise de Marillac. Onlar sadece figürler değildi; hastanenin şefkat ve yardım misyonunu temsil eden sessiz kahramanlardı.
Azize Louise de Marillac, 12 Ağustos 1591’de Fransa’da doğmuş, küçük yaşta öksüz kalmıştı. Genç yaşta dul kaldıktan sonra bir daha evlenmemeye yemin ederek tüm yaşamını yardım işlerine adadı. Yetimler, yaşlılar, akıl hastaları ve savaş gazilerine yardım eden topluluklarda öncü oldu ve 1920’de azize ilan edildi. Onun bakışı, vitrayda hastalara ilham vermesi için yanımda duruyor.
Aziz Vincent de Paul ise 24 Nisan 1581’de Fransa’da doğmuş ve yardıma muhtaçlara hizmeti sistemli bir şekilde örgütleyen bir öncüydü. Onun enerjisi ve merhameti, camın içine sanki ışık gibi yansıdı; hastalara yalnız olmadıklarını hatırlatan sessiz bir mesaj verdi.
Ana figürlerin yanında, şefkat ve yardımı somutlaştırmak için vitraylara sakat bir dilenci, birkaç çocuk ve bir bebek ekledim. Onlar, figüratif kurşunlu vitray tekniği ile işlenmiş; boyama sayesinde karakterlerin ifadeleri ve anlatılan hikaye ön plana çıkıyor, kurşun hatlar ise hem yapısal bütünlüğü sağlıyor hem de kompozisyonu vurgulayan çizgisel bir rol üstleniyor.
Vitraylar, hastanenin müzik ve dinleti bölümündeki taş duvar nişlerine yerleştirildi. Her panel 90x225 cm ölçülerinde, dikey ve üst kısmı kemerli.
Vitraylara renkleri yerleştirirken, mekânın ışığını ve huzurunu düşündüm. Mavi tonları, sakinliği ve dinginliği temsil ediyor; hastaların ruhunu yumuşak bir melodi gibi sarıyor. Kırmızılar ve sıcak sarılar, şefkatin ve yaşam enerjisinin ışıkları olarak parlıyor, figürlerin ifadelerini vurguluyor. Her renk, birbirine karışmadan ama birbiriyle konuşur gibi akıyor; sanki camın içindeki küçük birer hayat fısıldıyor.
Işık vurduğunda ise sihir başlıyor. Sabah ışığı panellerin üzerinden süzüldüğünde, Saint Vincent’in bakışı koridorun köşelerine kadar ulaşıyor, Louise’in şefkat dolu gülümsemesi odadaki herkesin ruhuna değiyor. Küçük çocuklar, bebekler ve dilenci figürleri ise ışığın içinde adeta hareket ediyor; her birinin sessiz hikâyesi, mekâna gelen herkesin kalbine dokunuyor.
Renkler ve ışık sadece gözle görülmekle kalmıyor; tedavi sürecinin bir parçası oluyor. Müzik ve dinleti etkinlikleriyle birleştiğinde, vitraylar adeta bir melodiyi resmediyor. Camın içinden yansıyan ışık, hem fiziksel hem de ruhsal bir iyileşme deneyimi sunuyor; mekânın taş duvarları, figürlerin hikâyeleri ve ışığın dansı bir araya gelerek, hastalar için sessiz ama güçlü bir şefkat mesajı yayıyor.
Vitrayın alt kısmında küçük ama çok anlamlı bir yazı var:
"Les fondateurs des Charité de la Compassion sont dévoués aux orphelins, aux personnes âgées et aux nécessiteux."
Şefkat Rahibeleri’nin kurucularının bu sözü, hastanenin temel amacını, yardım ve merhamet anlayışını özetleyen bir pusula gibi. Vitrayları izlerken, bu mesaj sanki camın içinden fısıldıyor, mekâna gelen herkese hatırlatıyor: Burada herkes değerli, herkes yalnız değil.

















Yorumlar